| |
TARİHİ ve KÜLTÜREL YAPI
Tarihi boyunca Orta Asya'dan gelen kavimlerin Anadolu'ya girişleri sırasında Ağrı, bir geçiş oluşturmuş, dolayısıyla birçok medeniyete sahne olmuştur. Ancak bu medeniyetler Ağrı'yı bir giriş kapısı olarak gördüklerinden burada çok köklü bir uygarlık oluşturamamışlardır.
Bölgede egemenlik kurdukları sanılan Hititler'in güçlerini yitirmeleri üzerine, M.Ö. 1340 – M.Ö. 1200 tarihleri arasında Hurriler bölgeye yerleşmişlerdir. Hurriler, krallık merkezi olan Urfa'dan uzak olan Ağrı'yı ellerinde tutamamışlardır.
Bölgedeki en köklü uygarlığı Urartular oluşturmuştur. Urartu'nun Van Gölü'nün kuzey ve kuzeydoğusundaki ülkeler üzerine, Kral İspunidöneminde (M.Ö. 825 – M.Ö. 810) seferlere başlamış, Kral Menuadöneminde (M.Ö. 810 – M.Ö. 786) ise bu akınlar daha da ağırlık kazanmıştır. Kuzeye ve kuzeydoğuya giden yollar üzerinde inşa edilen kaleler, buraya yapılan seferlerin önceden planlandığını göstermektedir. Ağrı Dağı'nın yamaçlarında, Karakoyunlu ve Taşburunköylerinin arasında ele geçen bir Urartu yazıtı Kral Menua'nın bu bölgedeki egemenliğinin kesin kanıtıdır.
M.Ö. 712 yıllarında Kızılırmak boylarına kadar uzananKimmerler, Ağrı'da geçici de olsa bir hâkimiyet kurmuşlardır. Medler (M.Ö. 708 - M.Ö. 555) Asur Devleti'nin yıkılması ile birlikte bir yayılma sürecine girmiş, bunun sonucu olarak da Ağrı ve çevresini topraklarına katmışlardır.
Medler'in yıkılması ile birlikte Persler; Büyük İskender'in Pers Kralı lll. Darius'u M.Ö. 331'de yenerek Anadolu'yu ele geçirdiği zamana kadar yaklaşık iki yüzyıl kadar bölgede yaşamışlardır.
Büyük İskender'in ölümü üzerine oluşan boşluktan faydalanan Ermeniler ve Gürcüler bölgeyi ele geçirmişlerdir. Murat Nehri ve Doğubayazıt çevrelerine kısa sürede yerleşmişlerdir. Daha sonraları ArsaklılarveArtaksıyaslı Krallığı, Ağrı ve çevresine hâkim olmuştur.
Bölge, Halife Osman zamanında İslam orduları tarafından fethedilmiştir. 872 yılına değin Abbasiler'in kontrolü altında kalan Ağrı, daha sonra Bizans'ın kontrolüne geçmiştir.
1071 Malazgirt Muharebesi sonrası bölgeye Türk boyları gelmeye başlamıştır. Ağrı, yüzyıla yakın bir süre Sökmenli Devleti'nin sınırları içine girmiştir. 1027 - 1225 yılları arasında Ani Atabekleri, 1239'daCengizliler, 1256 - 1358 yılları arasında İlhanlılar ve Celaliler Ağrı'da hüküm sürmüşlerdir. İlhanlılar bazen kurultaylarını Ağrı Dağı'nda yapmış, Anadolu ve İran'ı buradan yönetmişlerdir. 1393'te Moğol Hakanı Aksak Timur, Ağrı bölgesini ele geçirmiştir. 1405 - 1468 tarihleri arasında Ağrı, Karakoyunlu toprakları içinde yer almış, Karakoyunlular yıkılınca ilAkkoyunlular'ın egemenliğine geçmiştir. Ağrı, 1514'te yapılan Çaldıran Muharebesi sonrası Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
1639 Kasrı-Şirin Antlaşması ile İran Devletiyle sınır olmuş ve bu sınır büyük değişiklik olmadan günümüze kadar devam etmiştir.
Tarih akış içerisinde önemli roller üstlenmiş olan Ağrı Yöresinde kimi yerlerde günümüze ulaşan höyükler, kale kalıntıları, oyulmuş mağaralar, mahzenler, yer altı tünelleri, kervan yolları, taş ve kayalara işlenmiş kitabeler, yer altından çıkarılan belgeler, eski kültür ve medeniyetlerin zengin birer ifadesi olarak kabul edilir.
Osmanlı döneminde Şorbulak olarak anılan ilin adı, Ermeniler zamanında Karakilise olarak değiştirilmiştir. Kazım Karabekir Paşa zamanında Karakilise ismi değiştirilerek Karaköse diye adlandırılmıştır.
Nuh Tufanı ile ilgisinden dolayı Tevrat’ta adı geçen Ararat Dağı ve ülkesinin, Ağrı ve çevresinin olduğu sanılması dolayısıyla Ağrı’ya batılılar tarafından Ararat da denilmektedir. Son olarak şu anki adını içinde bulunan Ağrı Dağı'ndan almıştır. 1834 yılında bucak, 1869 yılında ilçe olan Ağrı, 1927 yılında il olmuştur.
COĞRAFİ YAPI
Coğrafi Konum
Ağrı, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan sınır illerimizden biridir. Kuzeyinde Kars ve Iğdır, doğusunda İran Devleti, batısında Erzurum, güneyinde Van ve Bitlis, güneybatısında ise Muş illeri ile çevrilidir.
Göller hariç yüzölçümü 11.376 olan Ağrı’nın, deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.632 metredir. Ağrı idari olarak biri merkez ilçe olmak üzere 8 ilçe, 4 belde ve 567 köyden oluşmaktadır.
Dağlar
Ağrı ilinde dağlar, ilin adıyla özdeşleşecek kadar önemli bir yer tutar. Bunların başında Büyük ve Küçük Ağrı Dağı gelir. Bunlardan Başka yükseklikleri 3000 metreyi aşan birçok doruğa rastlanır. Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı, Doğubeyazıtilçesine 15km uzaklıkta olup, il topraklarının %11’ni kaplayan bir alana oturur. Denizden yüksekliği 5165 m.yi bulmaktadır. Doruk Tepesi kükürtlü bir tabaka ile kaplı olduğundan fazla Kar tutmamaktadır. Ancak doruğun biraz aşağısında başlayarak 1000 m.lik bir bölüm sürekli karla kaplıdır ve burada Türkiye’nin en büyük buzulu bulunmaktadır. Zirvesinde bulutsuz zamanın az olduğu dağ, merkezi bir lav püskürmesi sonucu oluşmuştur. Tepesi dışa doğru kabarık bir koniyi andıran dağın en önemli özelliği küçük tepeler meydana getirmeden, dikine olarak, birdenbire yükselmesidir.
Büyük ve Küçük Ağrı Dağı dorukları arasında tabanı 2700m.ye inen Serdarbulak beli bulunur. Ağrı Dağı daha batıdaki Hama Dağı nda çengelli gediği ile ayrılır. Ağrı Dağı nın zirvesine ilk defa 1829 yılında, Prof. FredericParat başkanlığındaki heyet çıkmıştır.
Nuh Tufanı ile ilgili olarak, Nuh Un Gemisi nin burada bulunduğu yolundaki varsayım nedeniylede Ağrı Dağı önemli bir yer teşkil etmektedir.
İlde; Ağrı-Van arasında yükselen, 3343m yüksekliğe sahip Tendürek Dağı, Van Gölü nün kuzeybatısında sönmüş bir volkanik dağ olan 4058m yükseklikteki Süphan Dağı ile Hama dağı, Aşağı Dağ (3720), Karadağ (3243), Aladağ (3250), Mirgemir Dağı, Çemçi Dağları, Mergezer Dağları, Tahir Dağları, Çift Öküz ( Solhan) Dağları ile Mızrak Dağları bulunur.
Ağrı ili ismini Türkiye’nin en büyük yükseltisi olan Ağrı Dağı’ndan almıştır. 1.500-2.400 metre arasında değişen yayla karakterinde, engebeli bir yapıya sahip olan ilin ortasından Murat Nehri geçmektedir. Kuzey ve güneybatısı sıradağlar ile çevrilidir.
Ağrı topraklarının büyük bir bölümü volkanik dağlarla kaplıdır. Tektonik olaylarla oluşmuş ve birbirlerine eşiklerle geçen ovalar ise il topraklarının %30’a yakın bir kısmını oluşturmaktadır. Topraklarının %24’ü eğimli olan ilin önemli dağları; Ağrı Dağı (5.137 m), Küçük Ağrı Dağı (3.925 m), Kösedağ (3.433 m) ve Süphan Dağı (4.058 m) oluşturmaktadır.
İlin çevreyle bağlantısını sağlayan çok sayıda dağ geçidi bulunmaktadır. İl topraklarının %15’ini kaplayan geniş otlaklı yaylalar, özellikle hayvancılık açısından büyük önem taşımaktadır. İldeki ovalar çöküntü havzalarıdır. Bunlar dağa çok tahıl ekimi yapılan ve mera olarak kullanılan klasik ova tanımının ötesinde, genel anlamıyla düzlüklerdir.
Akarsular:Ağrı topraklarında büyük küçük birçok akarsu mevcuttur. En önemlileri, Keban Barajı gölüne dökülen Murat Nehri’nin yukarı çığırını oluşturan derelerdir. Fırat’ın en büyük kolu olan Murat Nehri, Tendürek Dağı etklerinden doğar, Hamur Vadisi’nde Şeryan ve Tatlısu ile birleşip Keban yaylalarından Fırat Nehri’ne karışır.
Göller:Balık Gölü, Ağrı Dağlarının güney eteklerinden Gölyüzü Gölü, Saz Gölü, ayrıca İncesu ve Girne Dereleri’nin taşmaları sonucu oluşan sazlık, bataklık durumundaki Şeyhli Gölü ve Kurtkapanı Gölü’dür.
Ovalar:Bölgenin volkanik bir arazi olması sebebiyle, ovalar çöküntü neticesinde meydana gelmiştir. Ovalar daha çok Tahıl ekimi yapılan ve mera olarak kullanılan klasik ova tanımının ötesinde, genel anlamıyla düzlüktür.
Ağrı-Eleşkirt Ovası ilin en büyük ovasıdır. Tabanı derin olmayan yarıklarıyla kaplı düzlüklerden oluşan bu ovadan Murat ırmağının bazı yan kolları geçer. Toprağının verimliliği ve ulaşımın rahatlığı nedeniyle nüfusun kalabalık olduğu bir yerdir.
Doğubayazıt Ovası rakımı en yüksek olan ovanın, dört bir tarafı dağlarla çevrili olup, 280 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Az karın yaydığı ovada yazlar kurak geçer. Ovanın toprağı verimli olmadığından tarıma elverişli değildir.
Tutak Ovası; Murat Nehrinin ikiye böldüğü ovanın, batı tarafında kalan kısmına Antep Ovası, Doğusunda kalan tarafa ise Göl Ovası denilmektedir. Göl Ovası, Antep ovasına göre daha çok düzlüklerden oluşmaktadır. Su oldukça azdır.
Patnos Ovası etrafını çevreleyen dağlardan aşağılara doğru akarsular inmektedir. Bu akarsular daha sonra Murat Nehri ne karışmaktadır. Patnos Barajı ve Şekerova Barajının suladığı ova tarıma elverişli olup birçok tarım Ürünü yetiştirilmektedir.
Yaylalar: Topraklarının %7 sini kaplayan yaylalar, özellikle hayvancılık açısından büyük önem taşırlar. Bunlar geniş otlaklarla kaplı düzlüklerdir.
Aladağ Yaylaları; Doğu Anadolu’nun en engebeli, en yüksek ve en geniş ovalarından biri olan Aladağ yaylaları, ilin güneyinde bulunmaktadır. Hamur Vadi sinden Tendürek Dağına kadar olan büyük bir alanı kapsamaktadır. Hayvancılık açısından oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir.
Sinek Yaylası; ilin Aladağ yaylasında sonra ikinci büyüklüğe sahip yaylası olan sinek yaylası, Ahtalar Gediği ile Balık Gölü arasında kalan alanı kapsamaktadır. ilde bunların dışında; Mirgemir-çakmak (Kılıç) yaylaları, Davul Yaylası, Kraktin yaylası, Pani Yaylası ve Katavin Yaylası bulunmaktadır.
Doğal Bitki Örtüsü ve İklim Koşulları
İlin doğal bitki örtüsü genellikle yüksek plato stepleri görünümündedir. Özellikle 1.000 m yükselti üzerinde ve çevresindeki platolarda yaygın olarak görülen bu step bitkileri Ağrı Merkez, Eleşkirt ve Yukarı Murat Irmağı teknesinde yoğunluk kazanmaktadır. Kışların soğuk, sert geçmesi ve oldukça uzun sürmesi, nemlilik durumunun elverişli oluşu, ayrıca yazların kısa ve serin geçmesi yeşilliklerini bütün yıl boyunca koruyan ot türlerinin yetişmesine çok uygun bir ortam hazırlamaktadır.
Ağrı iklim özellikleri bakımından Türkiye’nin en karasal ve sert iklim bölgesinde yer alır. Kışları çok soğuk ve kar yağışlı, yazları ise sıcak ve kuraktır. İlkbahar ve sonbahar mevsimleri çok kısa olan Ağrı ili, Türkiye’nin Erzurum ve Kars illeriyle birlikte en soğuk illeri arasındadır.
Deprem durumu incelendiğinde ise Ağrı, 1. ve 2. derecede deprem kuşakları arasında yer almaktadır.
|
NÜFUS
|
Toplam |
Erkek |
Kadın |
İl/ilçe merkezleri |
Belde/köyler |
Toplam |
542.022 |
280.518 |
261.504 |
275.785 |
266.237 |
Merkez |
137.852 |
71.418 |
66.434 |
99.336 |
38.516 |
Diyadin |
45.825 |
23.602 |
22.223 |
19.484 |
26.341 |
Doğubayazıt |
115.354 |
59.999 |
55.355 |
69.447 |
45.907 |
Eleşkirt |
39.409 |
20.199 |
19.210 |
10.422 |
28.987 |
Hamur |
22.149 |
11.317 |
10.832 |
3.098 |
19.051 |
Patnos |
123.621 |
64.452 |
59.169 |
60.616 |
63.005 |
Taşlıçay |
23.000 |
11.731 |
11.269 |
6.212 |
16.788 |
Tutak |
34.812 |
17.800 |
17.012 |
7.170 |
27.642 |
Nüfus İstatistikleri, 2010, TÜİK.
2010 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre, Ağrı ilinin nüfusu 542.022 kişidir. Ağrı nüfusunun 275.785’i il ve ilçe merkezlerinde, 266.237’si ise kırsal kesimlerde yaşamaktadır.
İlçeler ölçeğinde nüfus büyüklükleri incelendiğinde, Merkez ilçe Patnos ve Doğubayazıt ilçeleri ilk sıralarda yer almaktadır.
Nüfus Değişimi ve Şehirleşme
YIL |
Ağrı |
Nüfus
Değişimi (%) |
TRA2 |
TR |
2000 |
528.744 |
- |
1.156.150 |
67.803.927 |
2007 |
530.879 |
0,40 |
1.137.671 |
70.586.256 |
2008 |
532.180 |
0,25 |
1.140.575 |
71.517.100 |
2009 |
537.665 |
1,03 |
1.135.856 |
72.561.312 |
2010 |
542.022 |
0,81 |
1.133.660 |
73.722.988 |
Nüfus Değişimi, 2000-2010, TÜİK.
Son on yıldaki nüfus değişimi göz önüne alındığında Ağrı nüfusu sürekli olarak artış göstermiştir. Doğum oranı ve artış hızı Türkiye ortalamasının üstünde olmasına rağmen bölge, nüfus yerleşmesi açısından tenha sayılmaktadır.
YIL |
Şehir nüfusu |
Köy nüfusu |
Şehirleşme Oranı (%) |
2000 |
252.309 |
276.435 |
47,72 |
2007 |
282.361 |
248.518 |
53,19 |
2008 |
265.714 |
266.466 |
49,93 |
2009 |
269.147 |
268.518 |
50,06 |
2010 |
275.785 |
266.237 |
50,88 |
Şehirleşme Oranı, 2000-2010, TÜİK.
Şehirleşme, demografik, ekonomik ve sosyo-kültürel değişim ve dönüşümü ifade eden bir unsurdur. Ağrı’ya bu anlamda bakıldığında şehirleşmenin henüz sağlanamadığı görülmektedir.
Bölgeden göç, geçmiş yıllara nazaran azalan bir ölçekte seyretmesine rağmen önemli bir nüfus il dışına çıkmaktadır. Göç, köyden ilçeye, ilçe veya köylerden büyük şehirlere olmak üzere iki biçimde görülmektedir. Köyden ayrılan aileler yakın ilçe merkezlerine yerleşmekte veya büyük ve her yönü ile gelişmiş şehirlere gitmektedirler. İllere verilen göç istatistiklerinde son iki yıl incelendiğinde, sözü geçen iller arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Bursave Kocaeli gibi batıda yer alan büyük şehirler göze çarpmaktadır. Bölge halkının doğudan batıya göç etme sebepleri arasında,
- Aşırı ve dengesiz nüfus artışı sonunda meydana gelen işsizlik,
- İklimin elverişsizliği, toprağın az verimli olması,
- Şehir cazibesine kapılarak köyde yaşamama isteği,
- Tarlada, tarım işlerinde ve hayvancılıkta çalışmama isteği,
- Ekonomik şartların iyi olmaması,
- İlin sanayi altyapısının olmayışı,
- Geçimsizlik ve sosyal huzursuzluk,
- Sosyal yaşamın yetersizliği (özellikle maddi durumu iyi olan ve ilin sayılı zenginlerinin batı illerine göç etmeleri.)
yer almaktadır.
|
EĞİTİM
DURUM |
Ağrı |
TRA2 |
TR |
Okuma yazma bilmeyen |
24,33 |
20,01 |
9,18 |
Okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyen |
22,10 |
15,83 |
6,37 |
İlkokul mezunu |
23,54 |
27,51 |
36,62 |
İlköğretim /Ortaokul mezunu |
15,54 |
17,86 |
18,03 |
Lise veya dengi okul mezunu |
11,22 |
14,41 |
20,52 |
Yüksekokul veya fakülte mezunu |
3,04 |
4,10 |
8,54 |
İlköğretim Okullaşma Oranı |
92,66 |
95,28 |
96,50 |
Ortaöğretim Okullaşma Oranı |
21,78 |
39,52 |
58,52 |
Nüfusun Eğitim Durumu (%), 2009, TÜİK.
Nüfusun eğitim durumu incelendiğinde, ilin Türkiye ortalamasının altında kaldığı görülmektedir. Okuma yazma bilmeyenlerin oranı ile okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyenleri aynı kategoride değerlendirdiğimizde nüfusun yüzde 46’sının herhangi bir formel eğitim sürecinden geçmediği anlaşılmaktadır.
|
İlköğretim |
Ortaöğretim (Genel) |
Ortaöğretim (Meslekive Teknik Eğitim) |
Ağrı |
35 |
31 |
22 |
TRA2 |
28 |
30 |
22 |
Türkiye |
24 |
21 |
18 |
Öğretmen Başına Düşen Öğrenci Sayıları, 2008-2009, TÜİK.
Öğretmen başına düşen öğrenci sayıları incelendiğinde ilköğretim, ortaöğretim okullarında Ağrı, Türkiye ortalamasının gerisinde kalmaktadır. Eğitim altyapısı bakımından il büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Eğitim-öğretim altyapısının yetersizliği nedeniyle sınıfların kalabalık olduğu, öğretmen açığı bulunduğu görülmektedir. Bu durum çocuklarının eğitimine önem veren velilerin Bölge dışında eğitim olanakları aramalarına neden olmaktadır. Özellikle öğrencilerine yönelik taşımalı sistemin olmaması, öğrenci yurtlarının ortaöğretim öğrencilerine hitap etmemesi ortaöğretimde okullaşma oranının düşmesine neden olan diğer etmenlerdir.
İlde eğitime dair temel sorunlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
- Okullardaki fiziki altyapının yetersiz olması,
- İl genelinde birleştirilmiş sınıf sayısının fazla olması,
- Bölgede görev yapan aday öğretmen sayısının çokluğu, bunların hizmet süresinin kısalığı ve özür grubu atamalarının fazlalığı nedeniyle öğretmenlerin yasal süresini doldurduktan sonra (ortalama %70’inin) tayin isteyerek başka illere atanması,
- Kırsal kesimde görev yapan öğretmenlerin barınma, ulaşım gibi sıkıntılarının bulunması, çalışma koşullarının zorluğu, mesleki gelişim fırsatlarının az oluşu, öğretmenleri bölgede tutacak sosyal imkanların sınırlı olması dolayısıyla öğretmenlerde motivasyon eksikliği,
- Öğretmen yetersizliği nedeniyle öğretmensiz kalan okullara görevlendirme ile geçici olarak yüksekokul mezunu kişilerin atanması nedeniyle eğitim ve öğretim kalitesinin olumsuz etkilenmesi,
- Okullarda bilişim teknolojisi sınıflarının bulunmaması veya yetersiz olması,
- İlköğretim çağına gelmiş (5–6 yaş) çocuklara yönelik okul öncesi eğitimin yetersiz olması,
- Çocuk ve gençlerin sosyalleşmesini sağlayacak sportif ve kültürel etkinlikler için altyapının yetersiz olmasıdır.
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
2007 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanan, 17 yeni üniversiteden biri olarak faaliyete geçen üniversite; 5 profesör, 3 doçent, 39 yardımcı doçent, 31 öğretim görevlisi, 97 araştırma görevlisi 7 okutman ve 2 uzman olmak üzere toplamda 184 akademik personele sahiptir.
2010-2011 yılında öğretim yılında eğitim fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sağlık Yüksekokulu ve Meslek Yüksekokulu eğitim vermektedir. Sözü geçen akademik birimlerde 2011 yılı itibariyle 4.036 öğrenci öğrenim görmektedir. Bir sonraki yılda ise İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Eczacılık Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, Hayvansal Üretim Yüksekokulu, Sosyal ve Fen Bilimleri Enstitüleri faaliyete geçecektir.
|
SAĞLIK
|
İlde sağlık hizmetleri; Merkez ilçede 100 yataklı, Diyadin'de 25 yataklı, Doğubeyazıt'ta 50 yataklı, Taşlıçay'da 30 Eleşkirt'te 25 yataklı, Patnos'ta 25 yataklı devlet hastanelerinin yanı sıra, Tutak'ta 25 yataklı sağlık merkezi, il merkezinde 200 yataklı askeri Hastane ile 30 yataklı sigorta hastanesi tarafından verilmektedir.
Yataksız sağlık kurumları olarak 125 sağlık evi, 38 sağlık ocağı, 2 verem savaş dispanseri, 1 halk sağlığı laboratuvarı, 2 ana çocuk sağlığı ve aile planlama merkezi bulunmaktadır.
On bin kişiye düşen uzman hekim sayıları incelendiğinde Ağrı ilinde 2000 yılından 2009 yılına gelindiğinde büyük oranda bir artışın olduğu görülmektedir. Ancak bu rakam yine de Türkiye ortalamasının çok altında kalmıştır.
On bin Kişiye Düşen Uzman Hekim Sayıları (2000-2009)
YIL |
Ağrı |
TRA2 |
TR |
2000 |
0,49 |
0,94 |
5,61 |
2009 |
2,31 |
3,04 |
7,96* |
*2008 yılına ait değerdir.
Onbin kişiye düşen hastane yatağı sayısı (2000-2009)
Yıllar |
Ağrı |
TRA2 |
2000 |
5,52 |
8,56 |
2007 |
9,00 |
11,56 |
2009 |
11,73 |
13,35 |
On bin kişiye düşen hastane yatağı sayısı Ağrı ilinde 2009 yılı itibariyle 11,73 olarak hesaplanmıştır. Bu oran Türkiye ortalamasının gerisindedir.
Bölgemizde eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir. Bu alanlardaki asıl sorun fiziki tesis yetersizliği ile birlikte eleman sorunudur. Nitelikli personel bölgede tutulamamaktadır.
Nitelikli personel olmayışı, sağlık hizmetlerinin kalitesini düşürmektedir. Bölgede sağlık hizmetleri veren kuruluşların sayıca yetersizliğinden çok personel ve donanım eksiklikleri önem taşımaktadır. Halen bu nedenlere bağlı olarak hizmet dışı bulunan sağlık ocakları, Ana Çocuk Sağlığı Merkezleri ve düşük yatak işgal oranları ile çalışan İlçe Devlet Hastaneleri öncelikli olmak üzere, mevcut sağlık tesislerindeki personel ve donanım eksiklikleri ivedilikle giderilmelidir.Koruyucu hizmetler başta olmak üzere sağlık hizmetlerinden yararlanma oranlarının arttırılması için mobil sağlık hizmet ekip ve donanımlarının güçlendirilmesi, sosyal güvenlik sisteminin ve yeşil kart uygulamasının yaygınlaştırılması gerekli görülen önlemler arasındadır. Sağlık hizmetlerinden yararlanma düzeyinin arttırılması için halkın bu konuda bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetlerde büyük önem taşımaktadır.
|
TARIM ve HAYCANCILIK
Tarım
Ağrı karasal iklim kuşağında bulunmaktadır. Türkiye’nin en yüksek bölgesi olması yanında denizlerle hiçbir etkileşiminin bulunmaması bölgeyi daha soğuk ve daha kurak yapmaktadır. Bölgenin aldığı yağış miktarının uzun yıllar ortalaması 500 mm. civarındadır. Bu yağışın büyük bölümünün kış aylarında kar yağışı olduğu düşünülürse bitkisel üretim için gerekli olan suyun doğal olarak temininin mümkün olmadığı görülür. Yıllık sıcaklık ortalaması 6,1°C dir. Yılın sadece beş aylık periyodunda sıcaklık bitkisel üretim yapılabilecek seviyenin üzerinde seyretmektedir. Ayrıca geçmiş yıllar sıcaklık istatistiklerinde Haziran ve Ağustos ayları dışındaki tüm aylarda 0°C’ nin altında sıcaklık kaydedilmiş olduğu dikkate alınırsa bitkisel üretim riskinin ne kadar büyük olduğu ortadadır. Ancak arazi ve toprak yapısı bakımından bitkisel üretim için çok uygun bir durum gösteren topraklarımızın da bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hayvancılık
Hayvancılık sektörü, ülke ekonomisini geliştiren, birim yatırıma en yüksek katma değer oluşturan ve en düşük maliyetle istihdam sağlayan bir sektördür. Çok düşük maliyetli istihdam yaratması, kalitesiz veya insan beslenmesine uygun olmayan yem kaynaklarının kaliteli insan gıdasına dönüştürülmesi bakımından sektör büyük bir önem arz etmektedir.
Doğu Anadolu Bölgesi, hayvancılık denilince Türkiye’de akla gelen ilk bölgedir. Ağrı ise ülkemizin önemli bir hayvancılık merkezi konumundadır. Bölgenin önemli bir geçim kaynağı hayvancılık olup, ekonominin temeli hayvan ve hayvan ürünlerinin satışına dayanır. İlin coğrafi yapısı itibariyle geniş yayla ve meralarının bulunması ve toprağın tarıma fazla elverişli olmaması nedeniyle hayvancılık büyük oranda yaygınlaşmıştır.
Büyükbaş Hayvan Varlığı, 1995-2009
YIL |
AĞRI |
TRA2 |
TR |
1995 |
330.860 |
816.650 |
12.044.000 |
1996 |
182.930 |
766.730 |
12.121.000 |
1997 |
219.350 |
830.140 |
11.379.000 |
1998 |
263.950 |
889.220 |
11.207.000 |
1999 |
291.270 |
906.630 |
11.219.000 |
2000 |
289.490 |
871.040 |
10.907.000 |
2001 |
295.230 |
908.460 |
10.686.000 |
2002 |
353.397 |
891.964 |
9.924.575 |
2003 |
374.052 |
921.094 |
9.901.458 |
2004 |
341.012 |
947.273 |
10.173.246 |
2005 |
313.210 |
967.245 |
10.631.405 |
2006 |
290.518 |
984.557 |
10.971.880 |
2007 |
277.510 |
965.609 |
11.121.458 |
2008 |
259.582 |
915.781 |
10.946.239 |
2009 |
252.875 |
945.011 |
10.811.165 |
Ağrı ilinde 1995 yılından sonra inişli çıkışlı bir seyir izleyen büyükbaş hayvan sayısı en yüksek değerine (374.052) 2003 yılında ulaşmıştır. Ancak bu tarihten sonra büyükbaş hayvan sayısı her yıl gerilemiş ve 2009 yılında 252.875 olarak gerçekleşmiştir.
Küçükbaş hayvan sayısı ise benzer şekilde son yıllarda azalma eğilimi göstermektedir. 2009 yılında Ağrı ilindeki küçükbaş hayvan sayısı bir milyonun altına düşmüştür.
Küçükbaş Hayvan Varlığı, 1995-2009
YIL |
AĞRI |
TRA2 |
TR |
1995 |
1.446.670 |
2.919.470 |
42.902.000 |
1996 |
1.468.880 |
2.703.500 |
42.023.000 |
1997 |
1.526.860 |
2.709.300 |
38.614.000 |
1998 |
1.833.220 |
2.928.130 |
37.492.000 |
1999 |
1.869.520 |
3.036.680 |
38.030.000 |
2000 |
1.845.890 |
2.973.080 |
35.693.000 |
2001 |
1.842.620 |
2.811.640 |
33.994.000 |
2002 |
1.763.950 |
2.739.674 |
31.953.800 |
2003 |
1.794.776 |
2.707.991 |
32.203.214 |
2004 |
1.671.223 |
2.602.388 |
31.811.092 |
2005 |
1.447.101 |
2.488.406 |
31.821.789 |
2006 |
1.372.970 |
2.391.064 |
32.260.206 |
2007 |
1.311.960 |
2.348.588 |
31.748.651 |
2008 |
1.083.355 |
2.093.797 |
29.568.152 |
2009 |
979.098 |
1.772.484 |
26.877.793 |
Süt Üretimi, 1995-2009
YIL |
TOPLAM SÜT (ton) |
İnek sütü (ton) |
Manda sütü (ton) |
Koyun sütü (ton) |
Keçi sütü (ton) |
1995 |
131.665 |
100.155 |
779 |
28.889 |
1.842 |
1996 |
133.271 |
101.129 |
742 |
29.502 |
1.898 |
1997 |
156.174 |
122.854 |
726 |
30.554 |
2.040 |
1998 |
187.085 |
147.080 |
883 |
36.670 |
2.452 |
1999 |
201.246 |
160.370 |
916 |
37.417 |
2.543 |
2000 |
190.713 |
153.308 |
814 |
34.092 |
2.499 |
2001 |
191.961 |
154.428 |
859 |
34.240 |
2.434 |
2002 |
232.287 |
185.849 |
893 |
42.860 |
2.685 |
2003 |
259.414 |
205.902 |
1.288 |
48.149 |
4.075 |
2004 |
242.140 |
186.404 |
877 |
50.850 |
4.009 |
2005 |
214.559 |
166.339 |
835 |
43.554 |
3.831 |
2006 |
186.783 |
141.650 |
681 |
40.117 |
4.335 |
2007 |
173.739 |
129.979 |
690 |
38.562 |
4.508 |
2008 |
157.197 |
125.905 |
563 |
26.867 |
3.862 |
2009 |
166.026 |
135.617 |
503 |
26.179 |
3.727 |
Hayvancılıkta karşılaşılan sorunlar dikkate alındığında göz önünde bulundurulması gereken başlıca hususlar aşağıdaki gibidir:
Ağrı’da hayvancılık çoğunlukla küçük ölçekli aile işletmeciliği şeklinde geleneksel yöntemlerle ve ilkel şartlarda yapılmaktadır. Son yıllarda hayvancılıkta yaşanan gelişmeler modern anlamda orta ve büyük ölçekte hayvancılık işletmelerinin kurulmasını zorunlu kılmaktadır.
İlde bulunan işletmelerin çoğunda hayvanlar sağlıksız koşullarda barınmaktadır. Çoğu barınakta yem deposu ve gübrelik olanakları bulunmamakta, barınacak hayvanların temiz hava, sıcaklık ve nem gibi çevre isteklerinin en iyi biçimde karşılanmasına dikkat edilmemekte, sağım, gübre temizliği ve yemleme gibi bakım işlerine yönelik uygun bir ortam bulunmamaktadır. Kötü barınakların bulunması ise solunum sistemi hastalıkları, meme hastalıkları, yavru atma, verim düşüklüğü ve bulaşıcı hastalıklar ile parazitlerin bulunması gibi olumsuz durumlara yol açmaktadır.
Hayvan yetiştiricilerinin kullandıkları yemin kalitesizliği ve fiyatının yüksekliği nedeniyle yetersiz beslenen hayvanlardan elde edilen düşük kaliteli ve yüksek maliyetli ürün, çiftçinin kâr etmesini ve bölge hayvancılığının gelişmesini engellemektedir. Ürettiği üründen para kazanmayan çiftçi, üretimini artırmak gibi bir düşünce içinde olmamakta, daha çok küçülme üzerine hesap yapmaktadır. Bu durum, et ve süt ürünlerinde faaliyet gösteren işletme, tesislerin az sayıda olmasına ve bölgede rekabet yetersizliğinin yaşanmasına yol açmaktadır.
Bölgenin hayvancılıktan elde edilen gelirine katkı sağlanması, ilde hayvancılıkla iştigal eden kesimlerin sosyal ve ekonomik açıdan güçlendirmesi son derece önemli ve gereklidir. Islah programlarının uygulanması, suni tohumlama hizmetlerinin verilmesi, işletmelerin yetiştirdiği ürünlerin değer fiyatına satışını sağlayacak her türlü pazarlama organizasyonlarının gerçekleştirilmesi, hayvanların bakım ve beslenmesi ile ilgiliher türlü teknik desteğin sağlanması gibi önemli işlevlere sahip işletmelerin ilde kurulması bir ihtiyaçtır. |
SANAYİ ve TİCARET
Sanayi
Ağrı ili, sanayi yatırımları açısından gelişmemiş bir ilimizdir. Bunda hammadde kaynaklarının yetersizliği ve olumsuz iklim koşulları en büyük etkenlerdir. Mevcut sanayi; tarım sektörüne, özellikle de hayvancılığa bağlı olarak gelişmiştir. İlde hayvan ve hayvan ürünlerini değerlendirmek amacıyla Et Kombinası ve Süt Fabrikası kurulmuştur. Doğubayazıt Yem Fabrikası ve Ağrı Şeker Fabrikası hayvancılığa katkısı olan sınırlı sayıdaki sanayi kuruluşlarıdır.
Ağrı Şeker Fabrikası

1976’da temeli atılan fabrika 1984’de faaliyete girmiştir. Ağrı Şeker Fabrikası, Cumhuriyet döneminde yapılan en büyük fabrikadır. Aşağıdaki tabloda Ağrı Şeker fabrikasına ait üretim değerleri yer almaktadır.2000 yılında pancar ekimi yapan 10.348 çiftçiye karşılık 2010 yılında yalnızca 3.251 kişi ekim yapmıştır. Bu azalmaya bağlı olarak işlenen pancar miktarı 316.000 tondan 163.500 tona düşmüştür. Şeker üretimi yüzde 50’lik bir azalışla 40.000 tondan 20.000 tona düşmüştür.
Ağrı Şeker Fabrikası Üretim Değerleri
KAMPANYA DÖNEMİ |
KAMPANYA SÜRESİ (GÜN) |
PANCAR EKİM ALANI (HEKTAR) |
EKİM YAPAN ÇİFTÇİ SAYISI |
İŞLENEN PANCAR (TON) |
KRİSTAL ŞEKER (TON) |
KÜP ŞEKER (TON) |
RAFİNE (TON) |
İHRAÇLIK (TON) |
TOPLAM ÜRETİM (TON) |
2010/2011 |
55 |
4.671 |
3.251 |
163.500 |
20.175 |
0 |
0 |
0 |
20.175 |
2009/2010 |
40 |
4.030 |
3.200 |
122.500 |
16.233 |
0 |
0 |
0 |
16.233 |
2008/2009 |
46 |
5.942 |
5.123 |
150.000 |
19.329 |
0 |
0 |
0 |
19.329 |
2007/2008 |
58 |
6.040 |
5.282 |
167.500 |
21.968 |
0 |
0 |
0 |
21.968 |
2006/2007 |
56 |
8.366 |
7.542 |
170.200 |
20.860 |
0 |
0 |
0 |
20.860 |
2005/2006 |
64 |
9.050 |
8.582 |
222.200 |
30.150 |
0 |
0 |
0 |
30.150 |
2004/2005 |
80 |
9.743 |
10.581 |
258.800 |
34.600 |
0 |
0 |
0 |
34.600 |
2003/2004 |
93 |
9.452 |
11.468 |
312.000 |
23.780 |
0 |
14.800 |
0 |
38.580 |
2002/2003 |
104 |
10.231 |
12.159 |
351.000 |
46.500 |
0 |
0 |
0 |
46.500 |
2001/2002 |
78 |
9.850 |
10.968 |
268.000 |
26.750 |
0 |
9.900 |
0 |
36.650 |
2000/2001 |
100 |
12.316 |
10.348 |
316.000 |
25.000 |
0 |
0 |
15.000 |
40.000 |
1999/2000 |
91 |
11.865 |
10.120 |
286.100 |
25.700 |
0 |
0 |
10.000 |
35.700 |
1998/1999 |
103 |
13.851 |
12.435 |
319.400 |
32.100 |
0 |
0 |
10.000 |
42.100 |
1997/1998 |
96 |
12.237 |
11.359 |
304.000 |
39.050 |
950 |
0 |
0 |
40.000 |
Kaynak: http://www.turkseker.gov.tr/FabrikaBilgileri.aspx?FABNO=2
Ağrı Şeker Fabrikasında üretilen Melas ve Taş küspe değerleri ile fabrikada çalışan daimi ve geçici personel sayıları aşağıdaki tabloda görülmektedir.
Ağrı Şeker Fabrikası Diğer Üretim Değerleri
KAMPANYA DÖNEMİ |
MELAS (TON) |
YAŞ KÜSPE (TON) |
ALKOL (1.000LT) |
MEMUR |
DAİMİ İŞÇİ |
GEÇİCİ İŞÇİ |
T O P L A M |
2010/2011 |
7,394 |
48,273 |
0 |
44 |
380 |
114 |
538 |
2009/2010 |
4,822 |
33,578 |
0 |
81 |
399 |
118 |
598 |
2008/2009 |
6,012 |
45,724 |
0 |
92 |
429 |
127 |
648 |
2007/2008 |
6,492 |
50,811 |
0 |
113 |
311 |
202 |
626 |
2006/2007 |
7,005 |
53,12 |
0 |
106 |
225 |
293 |
624 |
2005/2006 |
8,41 |
79,066 |
0 |
112 |
235 |
290 |
637 |
2004/2005 |
11,127 |
77,3 |
0 |
108 |
241 |
269 |
618 |
2003/2004 |
13,24 |
99,476 |
0 |
114 |
258 |
312 |
684 |
2002/2003 |
14,192 |
103,16 |
0 |
123 |
275 |
298 |
696 |
2001/2002 |
11,44 |
83,3 |
0 |
125 |
288 |
305 |
718 |
2000/2001 |
14,98 |
108 |
0 |
130 |
299 |
278 |
707 |
1999/2000 |
12,91 |
99,6 |
0 |
134 |
314 |
271 |
719 |
1998/1999 |
14,86 |
106,967 |
0 |
132 |
278 |
273 |
683 |
1997/1998 |
13,1 |
99,5 |
0 |
133 |
274 |
248 |
655 |
Kaynak: http://www.turkseker.gov.tr/FabrikaBilgileri.aspx?FABNO=2
Et Kombinası
1976 yılında hizmete giren kombina, ilde yetişen küçükbaş ve büyükbaş hayvanların alım ve değerlendirilmesinde önemli bir işleve sahiptir.
Et kombinasının hinterlant alanı, Ağrı ve Iğdır bölgelerini kapsamakta olup bu bölgelerdeki besicilere ve tüketicilere yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır. Üretim faaliyetleri bölgeden aldığı sığır ve koyunları keserek ürettiği etleri karkas ve kemiksiz olarak veya et ürünleri şeklinde bölgede değerlendirilmektir.
Ağrı Et Kombinası Genel Bilgiler
Faaliyete geçtiği yıl: |
1976 |
Koyun Kesim Kapasitesi (teorik) |
2.000 |
Toplam Alanı: |
104.247 |
Koyun Kesim Kapasitesi (pratik) |
1.000 |
Kapalı Alanı: |
17.065 |
Soğuk Muhafaza Kapasitesi |
39 ton |
Sığır Kesim Kapasitesi (Teorik) |
320 |
Dondurma Kapasitesi |
35 ton |
Sığır Kesim Kapasitesi (Pratik) |
160 |
Donmuş Ürün Muhafaza Kapasitesi |
249 ton |
Et Kombinası Mart 2011 Tarihi İtibariyle Çalışan Sayısı
İŞYERİ ADI |
MEMUR |
SÖZLEŞ. |
MEMUR TOPL. |
DAİMİ İŞÇİ |
GEÇİCİ İŞÇİ |
İŞÇİ TOPL. |
GENEL TOPL. |
AĞRI ET KOMBİNASI |
4 |
14 |
18 |
31 |
0 |
31 |
49 |
Kaynak: http://www.ebk.gov.tr/personel_sayilari-icerik-290-2.asp
Personelin Eğitim Durumu
İŞYERLERİ |
Doktora |
Yüksek
Lisans |
Lisans |
Önlisans |
Lise |
İlköğretim |
Toplam |
AĞRI KOMBİNASI |
- |
3 |
6 |
8 |
11 |
21 |
49 |
Kaynak: http://www.ebk.gov.tr/personel_sayilari-icerik-290-2.asp
Doğubayazıt Yem Fabrikası
Yem Sanayi Müdürlüğünce 1978’de kurulmuştur. Bölge hayvancılığının geliştirilmesi, hayvansal protein ihtiyacını yeterli seviyeye eriştirmek amacıyla koyun, sığır ve tavuk yemi üretilmektedir.
Sanayi Altyapısı
Sanayinin sağlıklı ve çevreye zarar vermeksizin gelişmesi açısından sanayinin altyapısını oluşturan küçük sanayi sitesi ve organize sanayi bölgeleri yatırımları oldukça büyük öneme sahiptir. Bu tür bölgeler işletmelere sağlamış oldukları dışsal faydalar ile sanayinin gelişmesinde önemli işlevleri yerine getirmektedir.
Küçük Sanayi Siteleri
Küçük sanayi siteleri, küçük ve orta ölçekli sanayici ve sanat erbabının altyapısı ve mevcut eğitim ve sosyal tesisleri bulunan sağlıklı işyerlerinde çalışmalarını temin etmek amacıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı kredi desteği ile veya doğrudan müteşebbislerin öz kaynaklarıyla yapılmaktadır. Ağrı’da bulunan küçük sanayi sitelerinin son durumları aşağıda belirtildiği gibidir:
- Ağrı Küçük Sanayi Sitesi: 312 işyeri kapasiteli ve faaliyettedir.
- Doğubayazıt Küçük Sanayi Sitesi: 100 işyeri kapasiteli ve faaliyettedir.
- Patnos Küçük Sanayi Sitesi: 90 işyeri kapasiteli ve faaliyettedir.
- Eleşkirt Küçük Sanayi Sitesi: 50 işyeri kapasiteli olup, faaliyet aşamasına gelmiş ve geçici kabul işlemlerine başlanmıştır.
- Diyadin Küçük Sanayi Sitesi: 100 işyeri kapasiteli olup, inşaatı %70 civarında tamamlanmıştır ve yapım çalışmaları devam etmektedir.
- Tutak Küçük Sanayi Sitesi: 50 işyeri kapasiteli olup, yer seçim çalışmaları tamamlanmış, yatırım programına alınılmasına çalışılmaktadır.
Organize Sanayi Bölgeleri
Ülkemizde sanayinin gelişmesine katkı sağlayan Organize Sanayi Bölgeleri uygulamalarına, planlı kalkınma dönemine girildikten sonra 1962 yılında geri kalmış bölgelerin kalkınmalarını teşvik ederek sanayi yatırımlarını bu bölgelere çekmek amacıyla başlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hayata geçirilen organize sanayi bölgelerinde biri olanAğrı OSB, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 02.08.1990 tarihinde, 1991 yılı yatırım programı kapsamında yapılacak Organize Sanayi Bölgeleri arasına alınmış ve 23.12.1990 tarihli resmi gazetede yayınlanarak, kuruluşu ilan edilmiştir. Gerekli izinler, değişiklikler ve istenen etüt çalışmalarının tamamlanmasının ardından Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından 08.07.2002 tarihinde son haliyle onaylanmıştır. Ardından Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünce 1 ay süreyle itirazlar için askıya alınarak kesinlik kazanmıştır.
OSB, il merkezine 18 km uzaklıkta olup Ağrı-Doğubayazıt karayolu üzerindedir. Yolları, kaldırımları, enerji hatları ve tüm alt yapı çalışmaları tamamlanmıştır.
Ağrı Organize Sanayi Bölgesi’nin imar planı 115 adedi sanayi parseli olmak üzere, 8 adet sosyal donatı, spor alanları ve arıtma tesisi ile birlikte 100 hektar olarak planlanmıştır. Ağrı OSB iki etap halinde planlanmış olup, birinci etapta 58, ikincietapta 57 parsel olmak üzere toplam 115 adet sanayi parselinden oluşmaktadır. 100 Hektar alanın 264,190 metrekaresi sanayi parseli olarak planlanmıştır.
Parsel büyüklükleri 4.000 metrekare ile 10.000 metrekare arasında değişmektedir. Ayrıca bölgenin ileride gelişmesi göz önüne alınarak 26,5 hektar alan, gelişme bölgesi olarak planlanmış, rezervde bekletilmektedir. Yatırımcıların talebi doğrultusunda birkaç parsel tevhit edilerek yatırımın büyüklüğüne göre alan oluşturulmaktadır. Bir firmaya 5 adet parsel, başka bir firmaya ise 2 adet parsel tevhit edilerek tahsis edilmiştir.
Ağrı OSB’de şimdiye kadar 4 firmaya 9 adet parsel bedelsiz tahsis edilmiştir. Bunlar;
- GİZMOR İÇECEK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. firmasına Toplam 11.908,72 alanı kapsayan 2 adet parsel, Doğal Kaynak Suyu Dolum Tesisi’ kurulması için bedelsiz olarak tahsis edilmiştir
- NES-CE İNŞAAT SAN. TİC. LTD. ŞTİ. Toplam 22,007.24 alanı kapsayan 5 adet parsel, ‘Bitümlü Asfalt Plenti Tesisi’ kurulması amacıyla bedelsiz olarak tahsis edilmiştir.
- BEGÜM GIDA ENERJİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ. Toplam 4,232 alanı kapsayan 1 adet parsel ‘Süt Ürünleri İşleme Tesisi’ kurulması amacıyla bedelsiz tahsis edilmiştir.
- SÜMER GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ. Toplam 4,110.94 alanı kapsayan 1 adet parsel, ‘Dondurma Fabrikası’ kurulması amacıyla tahsis edilmiştir.
Ağrı Organize Sanayi Bölgesinde, ortalama 2 sanayi parseline orta ölçekli bir sanayi tesisi yapılırsa yaklaşık 60 adet orta ölçekli fabrika kurulması tahmin edilmektedir. Bunun da Ağrı ilimizin hem ekonomik olarak hem de sosyal ve kültürel olarak gelişmesine büyük katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
TİCARET
Ağrı’da sermaye birikiminin yeterince gerçekleşmediği, sanayinin gelişmediği ve çoğunluğun uğraşım alanı olmasına rağmen tarımsal hâsılat tatminkâr olmadığı için ticari hayat canlı değildir. Ticari hayat, sert iklim koşulları ve yüksek rakım nedeniyle özellikle hayvancılığa dayanmakta ve yaz aylarında hareketlenmektedir.
Hayvancılığın yanı sıra genellikle çarşı ve sokaklarda yerleşmiş küçük ticarethaneler, imalat ve tamiratla uğraşan küçük esnaf ve sanatkârlar ticari hayatta etkili olmaktadır. Patnos ve Doğubayazıt haricinde kalan ile bağlı ilçelerin fazla gelişmemesi ve köylerde pazar, panayır gibi faaliyetlerin kurulmaması nedeniyle ticari faaliyetler genellikle nüfus olarak yoğunlaşan üç ilçede (Merkez, Patnos ve Doğubayazıt) yapılmaktadır. Köylerdeki ticaret ise; canlı hayvan, hayvan ve tarım ürünleri ile çerçi ve satıcıların pazarladığı mallardan ibarettir.
Ağrı ilinde son yıllarda sınır ticareti yoluyla ticarette büyük canlılık yaşanmıştır. Sınır ticareti Gürbulak Sınır Kapısından, İran İslam Cumhuriyeti ile yapılmaktadır. İran sınırında bulunması ve Gürbulak Sınır Kapısı nedeniyle Doğubayazıt’ta ticaret daha gelişmiştir.
Türkiye’nin en büyük doğu komşusu olan, ancak ekonomik ilişkileri istenen boyutlara ulaşamamış İran’la ekonomik ve diplomatik ilişkilerin ve bu kapsamda sınır ticareti ve dış ticaretin canlandırılması günümüzde giderek önem kazanmaktadır. Bu çerçevede 16 Mayıs 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Sınır Ticaretinin Düzenlenmesine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı”, 16 Haziran 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu karar Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Ağrı’nın da bulunduğu 12 ili kapsamakta ve sınır illerinde yerleşik daha fazla sayıda esnaf ve tacirin yararlanabilmesini hedeflemektedir. Son yıllarda uygulamaya konulan kararlar yarar sağlamış ve il sınırında bulunan ihracatçı firma sayısı ile yıllar düzeyinde incelendiğinde ihracat miktarları önemli miktarda bir artış göstermiştir.
İhracatın Yıllara Göre Dağılımı (Milyon ABD doları)
YIL |
Ağrı |
TRA2 |
TR |
İhracat Miktarı |
Değişim Oranı (Yüzde) |
İhracat Miktarı |
Değişim Oranı (Yüzde) |
İhracat Miktarı |
Değişim Oranı (Yüzde) |
2002 |
3,2 |
- |
26 |
|
36.059 |
- |
2003 |
8,2 |
159 |
37 |
46 |
47.253 |
31 |
2004 |
21,1 |
158 |
60 |
61 |
63.167 |
34 |
2005 |
28,2 |
34 |
73 |
21 |
73.476 |
16 |
2006 |
26,1 |
-7 |
83 |
14 |
85.535 |
16 |
2007 |
28,1 |
8 |
154 |
86 |
107.272 |
25 |
2008 |
50,7 |
80 |
139 |
-10 |
132.027 |
23 |
2009 |
44,3 |
-13 |
126 |
-9 |
102.129 |
-23 |
İhracatçı Firma Sayısı
|
İhracatçı Firma Sayısı |
2001 |
2009 |
Ağrı |
28 |
43 |
TRA2 |
108 |
137 |
Türkiye |
28.909 |
48.143 |
Kaynak: DTM - İllere Göre İhracat İstatistikleri
İlin ticari yapısına genel olarak bakıldığında, ticari anlamda diğer illere bağımlı durumda olduğu görülmektedir. İlin sanayi ürünleri ve sanayi malları ihtiyacı, genellikle uzak illerden karşılanmaktadır. Diğer illere canlı hayvan ve hayvansal ürünler, yeşil mercimek, buğday ve ot satılmakta, karşılığında sebze-meyve, nebati yağlar, giyim eşyası, sanayi ürünleri, dayanıklı tüketim malları ile bazı hububatlar satın alınmaktadır.
|
TURİZM
|
Kültür Turizmi
İlimiz ülkemizin en önemli kültür turizmi merkezlerinden biridir. Bir bakıma ilklerin şehridir. Medeniyetlerin yol güzergâhında bulunması ona ayrı bir değer katmıştır. Avrupa’nın ve ülkemizin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı (5.137 m) başında hiç eksik olmayan halesi ile ziyaretçilerini beklemektedir. Ağrı’nın yanı başında Küçük Ağrı Dağı (3.896 m) ise küçük kardeş misali suskun durmaktadır.
Dünya’nın Alaska’dan sonra en büyük Meteor Çukuru ve onun üzerindeki Nuh’un Gemisi’nin izi kültür turunda mutlaka görülmesi gereken iki önemli turizm merkezidir. Osmanlı’nın doğuya açılan kapısı olan Doğubayazıt’ta muhteşem mimarisiyle İshak Paşa Sarayı ziyaretçilerini büyüleyecek niteliktedir. İlk kanalizasyon ve merkezi ısıtma sistemine sahip olan sarayın hemen karşısında yer alan Urartu Kalesi ve Eski Beyazıt Camii de mutlaka uğranması gereken yerlerdendir. Camiinin 200 m. yukarısında Ahmet Hani Türbesi yerli ve yabancı turistlerin ruhuna mistik bir hava katmaktadır.
Diyadin’deki Meya Mağaraları ve Diyadin Kaplıcaları, Eleşkirt Toprakkale ve Pirabat Höyükleri onu görenleri tarihin derinliklerine götürürken, otantik köy yaşamını ile ziyaretçilerini farklı bir âlemde hissettirmektedir. Aladağ ve Sinek yaylaları ise tertemiz havası ile sizleri beklemektedir.
Termal Turizm
Kaplıca alanı Ağrı ilinin güneydoğusunda Diyadin ilçe merkezine 5 km. mesafede bulunmaktadır. Kaplıca bölgesi birbirinden kopuk olarak bulunan Yılanlı, Davut ve Köprü kaplıcaları olmak üzere geniş bir alana yayılmıştır. Kaplıca alanının içinden geçen Murat Nehri, bölgeye görsel açıdan önemli bir doğal değer kazandırmaktadır.
Diyadin ilçe merkezi Erzurum-İran transit yolunun (E80 Devlet Karayolu) 7 km. güneyinde konumlanmıştır. Diyadin; Ağrı il merkezine 60 km, Erzurum’a 55 km uzaklıktadır. Havayolu ulaşımı ise 70 km mesafedeki Ağrı Havaalanı ile sağlanmaktadır.
Diyadin kaplıca alanı, deniz seviyesinden 1.925 m yüksekliktedir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Diyadin’de bölgeyi kaplayan yüksek dağların bulunması sebebiyle karasal iklim egemendir. Yazın sıcak ve kurak, kışın soğuk, karlı ve uzun geçmektedir. Yazın ve kışın gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkı oldukça fazladır. Yıllık ortalama sıcaklık 8,7 derece, yıllık en yüksek sıcaklık 37 ve en düşük sıcaklık -25 derecedir.
Termal suların bikarbonat, klorür, sülfat, kalsiyum, karbondioksit gazı içermesi ve toplam mineralizasyonun 1gr/ltolması nedeniyle şifa özelliği taşımaktadır. Cilt hastalığı, özellikle romatizma, nevrit nöroloji, kadın hastalıkları, kemik ve kireçlenme hastalıkları, siyatik ve metabolizma bozukluğu gibi hastalıkların tedavisinde yararlanılmaktadır.
Sıcaklık 72-78 C’dir. Termal turizm açısında büyük önem taşıyan bu yerin etrafına çevre düzenlemelerinin yapılması gerekmektedir. Basit de olsa konaklama üniteleri mevcuttur. Ağrı Valiliği’nin 2000 yılında faaliyete geçirdiği 3 yıldızlı termal otel buraya canlılık kazandırmıştır.
İnanç Turizmi
İlimizi önemli bir inanç turizmi merkezi haline getiren iki temel değer vardır. Bunlardan biri dış turizme yöneliktir. Ağrı Dağı’nda varlığına inanılan Nuh’un Kayıp Kenti ile Nuh’un Gemisinin İzidir. Diğeri ise yöre halkı için önemli olan Ahmedi Hani Mezarını bulunduğu türbedir.
Ahmedi Hani, yöremizin çok önemli şair ve filozoflarındandır.1651 yılında doğmuştur. Yazma bir eserde “Tare Hani İla Rabbih (Hani Rabbine Doğru Uçtu)” cümlesinden yola çıkılarak ebcet hesabıyla Hicri 1119, yani Miladi 1707 yılında vefat ettiği ileri sürülürken, bazı tarihçilere göre Miladi 1736 veya 1737’de vefat ettiği belirtilmiştir. Halk arasında Veli olarak kabul edilen Şeyh Ahmed-i Hani'nin Doğubayazıt’ta İshakpaşa Sarayı'nın yanında bulunan türbesi halen ziyaretgâhtır. Büyük İslam âlimi Sait Nursi'nin de gençliğinde kabrini ziyaret ederek ondan feyz aldığı nakledilir. Araştırmacılar arasında felsefede Aristo ve Farabi’den sonra “Üçüncü Öğretmen” olarak tanınan Hani, halk arasında dini ve tasavvufi alanda Hz. Adem ve Hz. Nuh’dan sonra “Üçüncü Baba” olarak tanınmaktadır. Bu sebeple “Hani Baba” unvanıyla anılmaktadır.
Her yıl yüz binlerin ziyaret ettiği Ahmedi Hani türbesi askere giden, evlenen genç kız ve erkekler ile şifa arayanların merkezi haline gelmiştir. Doğubayazıt’ta onun adına yeminler edilir.
Nuh’un Gemisi ve Fiziksel Özellikleri
Nuh’un Gemisi ise daha çok dış turizme yönelik olan inanç merkezidir. Ağrı Dağı’nın güney karşısındaki Telçeker ve Üzengili köyleri arasında doğal bir anıttır. Aslında bu anıt, gemi biçiminde bir şekil, iz (silüet)dir. Kalıntı Türkiye-İran transit yolunda 3.5 km mesafededir.
Nuh Tufanı sonucunda karaya oturan geminin burada kaldığı öne sürülmektedir. Buranın halk arasındaki adı, Cudi Dağı’dır. 1983 yılından itibaren kutsal geminin kalıntılarını burada arama çalışmaları hızlanmıştır. Başta James Irwin olmak üzere Amerikalı araştırmacılar burayı çok yönlü incelemişlerdir. Türk bilim adamları (Atatürk Üniversitesi ve MTA Enstitüsü elemanları) da bu oluşumu bilimsel yönden incelemişlerdir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu 17 Eylül 1987 tarih ve 3657 sayılı kararı ile gemi kütlesinin “korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı” özelliği gösterdiğini belirttiğinden, burası doğal sit alanı ve açık hava müzesi olarak koruma altında alınmıştır. Geminin kalıntısını kuş bakışı görecek bir yere turistik nitelikli bir kafeterya yapılmıştır.
11 Eylül 1959 günü harita yüzbaşısı olan İhsanDurupınar, Doğu bölgesinin havadan çekilmiş fotometrik haritalarını tetkik ederken ilginç bir resim bulmuştur. Bunun Nuh’un Gemisi olma ihtimali vardır. Bu tarihten sonra Ağrı Dağı ve Telçeker Köyü üstündeki heyelan bölgesinde gemi aramaları hızlanmıştır.
Heyelan bölgesi, Ağrı Dağı’nın güney karşısında, Doğubayazıt-Gürbulak yolunun güneyinde, Telçeker ve Üzengili köylerinin yamaçlarındadır. Burada gemi biçimli bir şekil vardır ki, harita yüzbaşısının üzerinde durduğu toprak şekil budur. İlk bakışta gerçekten gemiye benzeyen bu yapının heyelanın etkisiyle mi yoksa Nuh’un gemisinin karaya oturduğu yer mi olduğu henüz tartışma konusudur. Şekil Nuh’un gemisi olması kadar ilginç olmakla beraber, doğal anıt niteliğindedir. Yer kabuğunun bir oyunu sonucunda oluşsa dahi, şekil yer bilimleri açısından da ilginçtir.
Gemi kütlesi, sürekli heyelan olan ve akıntının bütün şiddetiyle devam ettiği yamaçta olduğu halde, yerinde basit kalmış, şekil bozulmamıştır. Kütlenin biçimi, insanoğlunun yaptığı ilk gemilere benzerlik göstermektedir. Baş tarafı çok dar, arka kısmı ortaya doğru daralmış haldedir.
Boyut olarak 165 m x 50m x13m ölçüsündedir. (Bu rakamlar kutsal kitaplarda belirtilen ölçülere uymaktadır.) Çevresini oluşturan toprağa kıyasla, gemi kütlesinin malzemesi kuvvetli bir mukavemete sahiptir. Gemi içinde ve yüzeyinde üç ayrı seviyede dizilmiş, eşit aralıklarla dağılmış ve fiziksel farklılıkları gösteren bölümler mevcuttur. Geminin muhtelif yerlerinde gemi direklerini andıran boşluk ve tümsekler vardır.
İshak Paşa Sarayı
İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı'nın yakınında, Doğubayazıt'ın 5 kilometre uzağında eski Doğubayazıt yanında sarp kayalar üzerine kurulmuş, kartal yuvasını andıran 116 odalı bu saray aslında türbesi, camii, surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile bir bey kalesidir.
İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı'nın yakınında, Doğubayazıt'ın 5 kilometre uzağında eski Doğubayazıt yanında sarp kayalar üzerine kurulmuştur. Kartal yuvasını andıran 116 odalı bu saray aslında türbesi, camii, surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile bir bey kalesidir.
Sarayın yapımını 1685'de Doğubayazıt Sancak Beyi Çolak Abdi Paşa başlatmış, saray onun oğlu Çıldır Valisi İshak Paşa ve torunu Mehmet Paşa tarafından 1784'te bitirilmiştir. 7.600 m² bir sahada yapılan sarayın inşası 99 yıl sürmüştür.
Türk mimarisinin en güzel örneklerinden olan İshakpaşa Sarayı; Türkistan, Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerini birleştiren bir yapıdır. Camiinin kubbeleri Türkistan kubbeleri gibidir. Saray Topkapı Sarayı'nı andırır, kapıları ise Selçuklu stilindedir.
50 x 115 metre alanı kapsayan sarayın Harem Dairesi iki katlı, diğer bölümleri tek katlı idi. Günümüzde ikinci kat tamamen yıkılmış durumdadır. Saraya ancak doğudaki tepeden açılan bir kapıdan girilir. Diğer tarafları 20-30 metre yükseklikte sağlam duvarlarla çevrilidir. Kapıdan, önce dış avluya girilir. Dış avlunun etrafında uşak ve seyis odaları ve tavlalar vardır. Dış avludan iç avluya kemerli tak şeklinde büyük bir kapıdan girilir. İç avluda çeşitli odalar ve koğuşlar vardır. Ortadaki harem dairesinin duvarlarında İshak Paşa'yı öven yazılar bulunmaktadır. Kapının iki yanında iki aslan heykeli vardır. Divan odası (toplantı salonu) ise 20 metre genişlik ve 30 metre uzunluktadır.
Aynı zamanda, dünyanın ilk kalorifer tesisatı döşenen sarayıdır.
Eskiden sarayın olduğu yer, sarayın tam ortada bulunduğu bir yerleşim merkeziydi. Ova tarafında evler, diğer yanlarda camiler, mezarlık ve diğer yapılar vardı. Fakat bu yapıların hepsi yıkılmıştır. Saray son yıllarda yapılan tamirat ile tamamen yıkılmaktan kurtarılmıştır.
İshak Paşa Sarayı, saraydan öte bir külliyedir. İstanbul Topkapı Sarayı'ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsüdür.
Doğubayazıt İlçesi'nin 5 km. doğusunda, bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan Saray, Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devrindeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yy. Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür. Sarayın Harem Dairesi Takkapı kitabesine göre yapılış tarihi Hicri 1199, Miladî 1784'tür.
Saray binasının bulunduğu zemin vadi yakası olduğundan, kayalık ve sert bir yerdir. Eski Beyazıt şehrinin merkezinde olmasına rağmen, bu yapının üç tarafı (kuzey, batı, güney) dik ve meyillidir. Sadece doğu tarafında müsait bir düzlük vardır. Sarayın giriş kapısı buradadır. Aynı zamanda en dar cephesidir.
Saray, kalelerin özelliğini kaybettiği; ateşli silahların bulunduğu bir çağda yapıldığından, doğu yönündeki tepelere karşı müdafaası zayıftır. Cümle kapısı müdafaa bakımından en zayıf noktasıdır. Cümle kapısı bölümü, İstanbul ve Anadolu'da kurulan saraylarınkinden farksız olup, taş işçiliği ve oymacılığı yönünden muntazamdır.
Türklere özgü tarihi saray örnekleri bugün ülkemizde pek az sayıda kalmıştır. Bunlardan biri de İshak Paşa Sarayı ve Külliyesi'dir.
İshak Paşa Sarayı şu mimari bölümlerden meydana gelir:
Dış cephe,
Birinci ve ikinci avlu,
Zindan,
Selamlık dairesi,
Cami binası,
Aşevi (Darüzziyafe),
Hamam,
Harem dairesi odaları,
Fırın,
Merasim ve eğlence salonu,
Kalorifer sistemi
Takkapılar,
Cephanelik ve erzak odaları,
Türbe binası,
İç mimariden bazı bölümler (kapılar, pencereler, dolaplar, şerbetlikler, şömineler vs.)
Saray Osmanlı, Fars ve Selçuklu uygarlığının mimari üslubunu bünyesinde toplayan bir özellik taşır. Cildıroğullarından II. İshak Paşa ile Çolak Abdi Paşa'ca 1685'te yaptırılan saraya, 1784'te son şekil verilmiştir. Yapı yaklaşık olarak 115x50 m. ölçülerinde bir alana kurulmuştur. Kesme taştan yapılan sarayın doğu cephesindeki portali kabartma ve süslemeleriyle Selçuklu sanatının özelliklerini yansıtır.
Saray iki avlu ve bu avluda bulunan yapılar topluluğundan meydana gelmiştir. Birinci avludaki yapıların bazıları yıkılmıştır. Dört tarafı yapılarla çevrili ikinci avlu dikdörtgen planlıdır. Girişe göre sağ tarafta selamlık ve onun arkasında haremlik vardır. Bunların sonunda cami ve türbe bulunmaktadır. Türbe Selçuklu kümbet mimarisi üslubunda inşa edilmiştir. Saray bölümü iki kattan oluşmaktadır. 366 oda da bu iki kat içinde yer almaktadır. Her odada taştan yapılmış ocaklar vardır. Taş duvarlardaki boşluklar bütün yapının merkezi bir ısıtma sistemine sahip bulunduğunu göstermektedir. Divan salonu 20x3 m. boyutlarındadır. Duvarları ve tabanı taştandır. Duvarları Türk hat sanatının örnekleriyle, sülüsle yazılmış ayet ve beyitlerle süslüdür. Burada yer alan "İshak meram üzere kerem kıldı cihanı-1199 buna oldu tarih" beytinden sarayın Miladî 1784 yılında tamamlandığı anlaşılmaktadır. Sarayın ikinci avlusundaki türbe, kesme taştan yapılmıştır. Bu sekizgen türbe, Selçuklu türbe mimarisi geleneğinin tipik örneği olan kümbet şeklindedir ve iki katlıdır. Duvarları geometrik motiflerle süslüdür. Bu türbede Çolak Abdi Paşa, İshak Paşa ve yakınları yatmaktadır.
Üç Kilise
Taşlıçay'ın 18 km doğusunda yer alan bugünkü Taşteker Köyü’dür. Birçok kaynakta adına rastladığımız Üç Kilisenin kutsallığı M.Ö.'ye dayanır. Arsaklı Türkleri burada Bagavan adında bir Güneş Tapınağı yapmışlardır. Sonradan Ermeniler tarafından bir manastır inşa edilmiştir. Ancak bahsedilen ve diğer tarihi değerler yok edilmiştir. Ermenilerin yaptırdığı manastır, 1950 yılında sökülmüş, taşları Ağrı Merkez Camii'nin yapımında kullanılmıştır.
Karagöz Kilisesi
Tutak'ın 26km batısındaki Dayapınarı (Noktulu) köyü yakınlarında bulunmaktadır. Kilise kayalara oyularak yer altına yapılmıştır. Kiliseye, merdivenlerle inilmektedir. Bezer bir kiliseye Hamur'un Beklemez köyünde de rastlanılmaktadır.
Meya Mağarası
Diyadin ilçe merkezine 12 km uzaklıktaki Günbuldu köyündedir. Antik bir kent görünümündeki yerleşim yerinde mağaralar ve tarihi kalıntılar köyün 400 m uzağında bulunmaktadır. Kayalara oyularak yapılmış, barınma yerleri, tapınak, ibadethane, oda ve mağaralar oldukça ilgi çekicidir.
Anzavur Tepe
Patnos ilçe merkezinin 2km kuzeybatısında yer almaktadır. Patnos Kalesi olarak da bilinir. Urartular'dan kalma antik bir kenttir. Saray, tapınak ve bina kalıntılarının olduğu tespit edilmiştir. Kale Kral Menua ve I.Argişti, tapınak ise İspuni zamanında yapılmıştır. Oldukça harap olan kentten günümüze kadar gelmiştir. Ancak tapınak, kale ve bazı binaların kalıntıları ulaşmıştır.
Balık Gölü
Doğubeyazıt'ın Sinek Yaylasında bulunur. 2241m lik rakımı ile yurdumuzun en yüksekte oluşmuş gölüdür. Yüzölçümü 34km karedir. Alabalık ve sazan balığı boldur. Taşlıçay'a 40km'dir. Sandalla gezilir. Taşlıçay'ın 18km kuzeydoğusunda, alabalığı ünlü bir lav seti gölüdür. Gölün ağaçlıklı çevresi, yörenin dinlenme yeridir. Suyu tatlıdır. Gölün ortasında, üzerinde tarihsel kalıntılar bulunan 4 dekar genişliğinde küçük bir ada vardır.
|
ULAŞIM
|
Ağrı tarih boyunca doğu ile batı arasında bir köprü olmuştur. Asya'dan Avrupa'ya, Anadolu'ya ve Orta Doğu'ya yapılan göçler, akınlar Ağrı ve çevresi üzerindeki yollardan yapılmıştır.
Hindistan, Çin, Afganistan, Orta Asya ve İran'ın ipekli kumaşları, baharatları ve diğer malları yüzyıllarca Doğubayazıt üzerinden Anadolu ve Avrupa'ya taşınmıştır. Ulaşım ve taşımacılık, günümüzde petrol, sanayi ürünleri, gıda, hammadde vb. olarak devam etmektedir. Ağrı, E-80 karayoluyla direkt Erzurum ve İran'a, bu yoldan kuzey ve güneye ayrılan yollarla da çevre illere bağlanır. Karayolu ilde ileri durumdadır. Bundan dolayı transit taşımacılığı ile nakliyatçılık Ağrı'da gelişmiştir.
Ağrı Havaalanı
8 Ocak 1997'de hizmete açılan Havaalanından THY uçakları haftada 4 sefer olmak üzere Salı-Cuma günleri saat: 16.00’da İstanbul, Perşembe-Pazar günleri saat: 15.10 da Ankara Seferleri yapılmaktadır.
8 Ocak 1997'de hizmete açılan ve 2009 yılına kadar hizmet veren Ağrı Havaalanı 2009 yılında bakım ve onarım çalışmaları için kapatılmıştır. 6 Ocak 2011 tarihindetekrar açılan havaalanındanAnkara ve İstanbul’a direkt uçuşlar yapılmaktadır. Uçuşa tekrar açıldığında haftada 3 gün olarak düzenlenen Ankara uçuşları şu anda haftanın 6 günü düzenlenmektedir.
THY İstanbul Uçuşları;
İstanbul – Ağrı uçuşu: Haftanın her günü, Saat 06:50
Ağrı – İstanbul uçuşu: Haftanın her günü: Saat 09:40
THY (Anadolujet) Ankara Uçuşları;
Ankara – AğrıUçuşu: Cumartesi hariç haftanın her günü, Saat 09:10,
Ağrı- Ankara Uçuşu: Cumartesi hariç haftanın her günü, Saat 11:20
Karayolu Ulaşımı
Karayolu ile çevre il ve ilçelerden Ağrı’ya ve Ağrı’dan çevre ile ve ilçelere düzenli karayolu ulaşımı olduğu gibi büyük şehirlere de her gün karşılıklı otobüs seferleri vardır.
Ağrı İlinin Bazı İllere Uzaklığı
Ağrı - Ardahan
Ağrı - Iğdır
Ağrı - Bitlis
Ağrı - Erzurum
Ağrı - Kars
Ağrı - Muş
Ağrı - Van
Ağrı - Ankara
Ağrı - Edirne
Ağrı - İstanbul
Ağrı - İzmir
Ağrı - Malatya
Ağrı - Antalya
Ağrı - Bursa
Ağrı - Trabzon |
310 km
142 km
243 km
180 km
221 km
254 km
230 km
1.065 km
641 km
1.414 km
1.647 km
606 km
1.531 km
1.424 km
485 km |
İlçelere Uzaklıklar
Ağrı Doğubayazıt
Ağrı - Diyadin
Ağrı - Taşlıçay
Ağrı - Eleşkirt
Ağrı - Hamur
Ağrı - Tutak
Ağrı - Patnos |
95 km
60 km
32 km
35 km
12 km
42 km
72 km |

Ağrı-Patnos arasında 38 km’lik yolun ihalesi yapılacak olup 29 km’lik duble yol çalışması devam etmektedir. Aynı zamanda Patnos-Kocapınar arasında 31 km’lik yol çalışması devam etmektedir.
|
|